Sülüklerin Özellikleri Nelerdir

Sülüklerin de içinde yer aldığı grup olan Annelida anacı, Polychaeta, Olygochaeta ve Hirudinea olmak üzere üç sınıfa ayrılır.Hirudinea sınıfı, genellikle sülük olarak bilinen deniz, tatlı su ve karasal solucanlar olmak üzere 500 den fazla türü kapsamaktadır. (Barnes 1974) En küçük sülük 1 cm uzunluğunda olmakla beraber çoğu türler 2,5 cm büyüklüğündedir.İnsan ve hayvan sağlığını ilgilendiren sülük türleri (Hirudomedicinalis) 20 cm’ye kadar ulaşabilirler. Amazon’da yaşayan Haementeriaghilianiiise 30 cm büyüklükte olabilmektedir. Renkleri ilginç olup genellikle siyah, kahverengi, zeytin yeşili ve kırmızıdır.Üzerlerinde kuşak ve benekler bulunabilir. Sülüklerde vücut tipik olarak dorso-ventral yassılaşmıştır.Vücutları 34 segmentten oluşmaktadır. Sülüklerin 9, 10, ve 11. Segmentlerine klitellum yerleşmiş olup bu kısma klitellar bölge adı verilmektedir. Klitellar bölge bir erkek bir de dişi üreme deliği taşır. Sülükler sürünme, titreme, yüzme ve dalgalanma hareketi olmak üzeri dört tip hareket yaparlar. Yüzme hareketi dorso-ventralondülasyon ile yapılmaktadır. Sülükler dalgalanma hareketini ise posterior çekmenini sabit bir yere tutturup, anterior çekmenini serbest bırakarak, vücutlarını su içinde öne- geriye ve sağa-sola titreterek yaparlar. Bütün sülüklerde sölomik boşluğun düzenli kanal sistemi içinde, kan bir yerden başka bir yere taşınır. Emilen Kan laterallongitudinal kanalların kontraksiyonu ile iletilir. Sülüklerde özelleşmiş duyu organları gözler ve segmental sıralanmış duyumsal papillerdir. Sülüklerin hepsi gözlüdür.Gözler, etrafı bir pigment kadehi tarafından çevrilmiş fotoreseptör hücrelerinin topluluğundan oluşur. Bunlar genellikle ön tarafın dorsal yüzeyinde yerleşmiştir ve türlere uygun olarak sayıları 2-10 arasında değişir. Piscicolidae ‘nin arka çekmenları üzerinde de gözler bulunur. Sülüklerin hemen hepsi fotonegatiftir, fakat acıktıkları zaman fotopozitife dönüşürler. Bu duyu reseptörleri sayesinde kan emen sülükler, konakçılarda bulunan balık pulu, doku özü, yağ bezlerinin salgısı ve diğer maddelerin salgılanması ile saldırıya geçerler. Vücut salgıları tarafından cezbedilen sülükler canlıya doğru hareket ederek ona yapışır ve beslenirler. Gözlerin ve duyumsal papillerin sayısı ve sıralanışı taksonomide önem taşımaktadır. Sülükler eşeysiz üreyemezler. Regenerasyon kabiliyetleri de çok azdır. Sülüklerin hepsi hermafroditolup, üreme sistemi içinde bir dişi bir de erkek gonopor taşırlar. Erkek ve dişi organlar vücudun ventralinden median olarak arka arkaya dışarı açılırlar. Erkek genitalpor daima dişi porun ön tarafında bulunur. Genelde penis aracılığıyla yapılan döllenme tek taraflı, spermatoforlarla yapılan döllenme ise karşılıklı olmaktadır. Döllenmeden bir süre sonra yumurtalar, klitellum bezleri tarafından salgılanan besleyici albumin ile dolu bir kesenin içine bırakılır. Sülükler metamorfoz(başkalaşım) geçirmeden olgunlaşırlar.

Sülüklerde Ortam Ve Hazırlık

Sülükler hava alan kaplarda, sakin ve ortalama ısıda olan bir yerde muhafaza edilmelidir. Bu kapların ¾´ü kireçsiz ve klorsuz su ile doldurulmuş olmalıdır. Sülükler yoğun güneş ışınlarından uzak tutulmalıdır. İki gün aralıklar ile suyu değiştirilen sülük 3-6 ay kadar canlı kalabilmektedir. Sülüklerin yaşadığı suyun sıcaklığı 16-20 C de tutulmalıdır. 24 C üzerindeki sıcaklıklarda sülükler zarar gördüğünden dikkatli olmak gerekir. Doğadan toplanmış sülüklerin Hirudoterapi seansında uygulanması yerine her hasta için ayrı sterilizasyon işleminden geçirilmiş sülükler kullanılmalıdır. Sterilize edilmiş sülük uygulaması ile enfeksiyon riskini nerdeyse ortadan kalkar. Sülük uygulamadan önce sülüğün fizyolojisine zarar vermeden emme ve salgı davranışlarını etkilemeden ağız ve yüzeyinde bulunan gram negatif bakteriler ve diğer ajanları eradike etmemiz gerekir.